
|
THE WALL STREET JOURNAL
Birlik Sözü Vermesine Rağmen Erdoğan Türkiye’de Muhalefete Baskı Yapıyor (David Gauthier-Villars) THE WASHINGTON POST ABD İran’ın Petrol Satışını Sıfıra İndirmek İçin Müttefiklere Yaptırım Uygulayacak THE WALL STREET JOURNAL Hedef İran’ın Petrol İhracatını Sıfıra İndirmek (Başyazı) THE WALL STREET JOURNAL Trump, İran Ham Petrolüne Yönelik Muafiyetleri Sona Erdirirken Petrol Fiyatları Arttı |
|
İNGİLİZ BASINI
|
|
THE GUARDIAN
İstanbul’un Yeni Belediye Başkanı İşe Başlamaya İstekli… “Kazandığımız Açık” (Bethan McKernan, Gökçe Saraçoğlu) THE GUARDIAN ABD Petrol Yaptırımlarına İlişkin Muafiyetlere Son Vererek İran’a Karşı Daha Sert Bir Yaklaşım İzlemeye Başladı THE GUARDIAN Anzaklar Ermeni Soykırımına Tanık Oldu, Bu Mit Yaratma Sürecinde Görmezden Gelinmemeli |
|
FRANKFURTER ALLGEMEINESZEITUNG
Türkiye’de Protestolar (Rainer Hermann) DER TAGESSPIEGEL Muhalefet Liderine Yönelik Linç Girişimin Ardından Yaşanan Dehşet (Susanne Güsten) SÜDDEUTSCHE ZEITUNG Ayaktakımından Kaçış (Christiane Schlötzer) SÜDDEUTSCHE ZEITUNG İçi Boş Çağrı (Christiane Schlötzer) DER STANDARD CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na Saldırı Sonrası Tepkiler (Philipp Mattheis) SPIEGEL ONLINE Hiso: Türk Birliklerini Bataklığın İçine Çekeceğiz (Christoph Sydow) DPA Türkiye, ABD’nin İran’a Yönelik Petrol Yaptırımı Konusundaki Kararını Eleştirdi |

THE WALL STREET JOURNAL
Birlik Sözü Vermesine Rağmen Erdoğan Türkiye’de Muhalefete Baskı Yapıyor: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçimlerden sonra yeni bir sayfa açıp ekonomiye odaklanmanın zamanı geldiğini söylemişti ama Türkiye’deki siyasi iklim hala istikrarsız. Son günlerde öğretmen Ayşe Çelik, hükümete çocukların korunması çağrısında bulunduğu için yeniden hapse gönderildi; AKP YSK’ya hile iddialarına ilişkin ikinci bir başvuru yaptı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir askerin cenaze töreni sırasında saldırıya uğradı. Saldırı olayının araştırıldığını söyleyen Erdoğan, şiddet ve terörün her türlüsüne karşı olduklarını ifade etti. Fakat AKP’nin önemli isimlerinden Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ı ülkeyi böldüğü için, partisini de devlet düzenini zayıflattığı için eleştirdi. Öte yandan, pazartesi günü muhalif Cumhuriyet gazetesinin sekiz eski gazetecisi ve çalışanı, haklarındaki hapis cezasının kesinleşmesinin ardından bu hafta hapishaneye gönderilmeyi beklediklerini belirtti. Gazetenin eski çalışanlarının Gülen’e destek verdikleri iddia edilirken 18 ay hapis yatacak olan karikatürist Musa Kart bu suçlamaların mantıklı olmadığını çünkü Erdoğan’ı Gülen ile bir zamanlar kurduğu siyasi ittifakın tehlikeleri konusunda Cumhuriyet’ten daha çok uyaran başka bir gazete olmadığını belirtti. Kart, “Bu hukuki bir dava değil, siyasetçilerin icat ettiği siyasi bir dava.” dedi. Davutoğlu da açıklamasında, “Düşüncelerini ifade eden gazeteciler, akademisyenler, kanaat önderleri ve siyasetçiler işini kaybetme, sosyal medya linci ve hakaret tehditleri ile karşı karşıya kalmamalıdır.” dedi. (David Gauthier-Villars, İstanbul)
THE WASHINGTON POST
ABD İran’ın Petrol Satışını Sıfıra İndirmek İçin Müttefiklere Yaptırım Uygulayacak: Trump yönetimi, aralarında ABD’nin önemli müttefiklerinin de olduğu bazı ülkelere gelecek ay muafiyetleri sona erdikten sonra İran’dan petrol almayı bırakmazlarsa yaptırım uygulamaya başlayacağını açıkladı. Tahran ise yaptırımların “yasa dışı” olduğunu ve işe yaramayacağını söylerken Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı da stratejik Hürmüz Boğazını kapatmakla tehdit etti. ABD’li yetkililer, küresel petrol fiyatlarında önemli bir artış olmayacağını ama gerekirse arzı dengelemek için diğer ülkelerle birlikte üretimi arttırmaya yönelik düzenlemeler yapıldığını belirtti. Fakat analistler, senenin geri kalanında petrol arzında zorlanmalar olabileceğini belirtti. Türkiye, İran’dan petrol almaya devam edeceğini ima ederken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye, tek taraflı yaptırımları ve komşularımızla nasıl ilişki kuracağımız konusundaki dayatmaları reddetmektedir.” diye belirtti. Pekin de “tek taraflı yaptırımları reddettiklerini” açıklarken İran ile iş birliklerinin “açık, şeffaf, yasal ve meşru” olduğunu ifade etti. Yönetimin bu yaklaşımını destekleyenler, İran hükümetinin davranışlarını değiştirmenin tek yolunun yaptırımların sert bir şekilde uygulanmasından geçtiğini söylerken muhalifler bunun anlaşmazlık ihtimalini arttırdığını düşünüyor. (The New York Times-ABD Bütün Ülkelerin İran’dan Petrol Almasını Engellemek Üzere Harekete Geçti ama Çin Buna Karşı Çıktı)
Birlik Sözü Vermesine Rağmen Erdoğan Türkiye’de Muhalefete Baskı Yapıyor: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçimlerden sonra yeni bir sayfa açıp ekonomiye odaklanmanın zamanı geldiğini söylemişti ama Türkiye’deki siyasi iklim hala istikrarsız. Son günlerde öğretmen Ayşe Çelik, hükümete çocukların korunması çağrısında bulunduğu için yeniden hapse gönderildi; AKP YSK’ya hile iddialarına ilişkin ikinci bir başvuru yaptı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir askerin cenaze töreni sırasında saldırıya uğradı. Saldırı olayının araştırıldığını söyleyen Erdoğan, şiddet ve terörün her türlüsüne karşı olduklarını ifade etti. Fakat AKP’nin önemli isimlerinden Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ı ülkeyi böldüğü için, partisini de devlet düzenini zayıflattığı için eleştirdi. Öte yandan, pazartesi günü muhalif Cumhuriyet gazetesinin sekiz eski gazetecisi ve çalışanı, haklarındaki hapis cezasının kesinleşmesinin ardından bu hafta hapishaneye gönderilmeyi beklediklerini belirtti. Gazetenin eski çalışanlarının Gülen’e destek verdikleri iddia edilirken 18 ay hapis yatacak olan karikatürist Musa Kart bu suçlamaların mantıklı olmadığını çünkü Erdoğan’ı Gülen ile bir zamanlar kurduğu siyasi ittifakın tehlikeleri konusunda Cumhuriyet’ten daha çok uyaran başka bir gazete olmadığını belirtti. Kart, “Bu hukuki bir dava değil, siyasetçilerin icat ettiği siyasi bir dava.” dedi. Davutoğlu da açıklamasında, “Düşüncelerini ifade eden gazeteciler, akademisyenler, kanaat önderleri ve siyasetçiler işini kaybetme, sosyal medya linci ve hakaret tehditleri ile karşı karşıya kalmamalıdır.” dedi. (David Gauthier-Villars, İstanbul)
THE WASHINGTON POST
ABD İran’ın Petrol Satışını Sıfıra İndirmek İçin Müttefiklere Yaptırım Uygulayacak: Trump yönetimi, aralarında ABD’nin önemli müttefiklerinin de olduğu bazı ülkelere gelecek ay muafiyetleri sona erdikten sonra İran’dan petrol almayı bırakmazlarsa yaptırım uygulamaya başlayacağını açıkladı. Tahran ise yaptırımların “yasa dışı” olduğunu ve işe yaramayacağını söylerken Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı da stratejik Hürmüz Boğazını kapatmakla tehdit etti. ABD’li yetkililer, küresel petrol fiyatlarında önemli bir artış olmayacağını ama gerekirse arzı dengelemek için diğer ülkelerle birlikte üretimi arttırmaya yönelik düzenlemeler yapıldığını belirtti. Fakat analistler, senenin geri kalanında petrol arzında zorlanmalar olabileceğini belirtti. Türkiye, İran’dan petrol almaya devam edeceğini ima ederken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye, tek taraflı yaptırımları ve komşularımızla nasıl ilişki kuracağımız konusundaki dayatmaları reddetmektedir.” diye belirtti. Pekin de “tek taraflı yaptırımları reddettiklerini” açıklarken İran ile iş birliklerinin “açık, şeffaf, yasal ve meşru” olduğunu ifade etti. Yönetimin bu yaklaşımını destekleyenler, İran hükümetinin davranışlarını değiştirmenin tek yolunun yaptırımların sert bir şekilde uygulanmasından geçtiğini söylerken muhalifler bunun anlaşmazlık ihtimalini arttırdığını düşünüyor. (The New York Times-ABD Bütün Ülkelerin İran’dan Petrol Almasını Engellemek Üzere Harekete Geçti ama Çin Buna Karşı Çıktı)
THE WALL STREET JOURNAL
Hedef İran’ın Petrol İhracatını Sıfıra İndirmek: Başkan Trump, İran’a “maksimum baskı” uygulamak istiyor, o yüzden yaptırımları biraz daha sıkılaştırdı. İtalya, Yunanistan ve Tayvan halihazırda İran’dan petrol ithal etmeyi bırakmıştı, böylelikle geriye ABD yaptırımları riskiyle karşı karşıya olan beş ülke kalıyor: Çin, Hindistan, Türkiye, Japonya ve Güney Kore. Bu ülkelerden ikisi ABD’nin yakın müttefiki ve liderlerinin bu duruma itiraz edeceğine şüphe yok. Fakat Trump yönetimi yeterince uyarıda bulundu ayrıca altı aylık muafiyet de tanıdı. Bu süre düzenleme yapmak için yeter. Petrol fiyatlarının halkın ekonominin durumuna ilişkin algısını ne kadar etkilediği düşünüldüğünde Trump’ın İran stratejisi bazı siyasi riskler taşıyor. Fakat yönetim geri adım atacak gibi gözükmüyor. Eğer İran yaptırımların yumuşatılmasını istiyorsa terörü yaymayı bırakıp nükleer anlaşmayı yeniden müzakere etmeye yanaşabilir. (Başyazı)
THE WALL STREET JOURNAL
Trump, İran Ham Petrolüne Yönelik Muafiyetleri Sona Erdirirken Petrol Fiyatları Arttı: Trump yönetimi, ülkelerin İran’dan petrol ithal etmesine izin veren muafiyetlerin sonlandırılacağını açıkladıktan sonra petrol fiyatları neredeyse son altı ayın en yüksek seviyesine çıktı. Trump yönetimi, bu hamlenin uluslararası alandaki etkisinin nispeten az olacağına dair güvenceler vermişti ama piyasaların bu tepkisi ve karardan etkilenecek ülkelerin -Çin ve Türkiye- itirazları aksi yönde bir resim çiziyor. Trump yönetiminden üst düzey bir yetkiliye göre ham petrol piyasalarında muafiyetlerin süreceğine dair bir beklenti vardı ama fiyatlardaki artış üreticileri arzı arttırmaya sevk edebilir. Öte yandan, Beyaz Saray’ın açıklaması, Çin ve Türkiye’nin tepkisine neden olurken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, kararın “bölgesel barış ve istikrara fayda sağlamayacağını” ve “tek taraflı yaptırımları reddettiklerini” kaydetti. Geçen sene Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin İran petrolüne yönelik ambargosunu görmezden geleceklerini söylemiş ama Türk iş dünyasının liderleri genel olarak ABD ile ters düşmemek için buna uyacaklarını belirtmişlerdi.
|
İNGİLİZ BASINI
|
THE GUARDIAN
İstanbul’un Yeni Belediye Başkanı İşe Başlamaya İstekli… “Kazandığımız Açık”: Pazar günü binlerce kişi bir siyasetçinin sahneye çıkışını görmek için Maltepe’de toplandı. Bu tür sahneler Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiyesinde normal ama bu miting onun için değildi, İstanbul’un yeni Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu içindi. YSK’nın kararı beklenirken ve yeniden seçime gidilmesi ihtimali söz konusuyken şehrin kontrolü için verilen mücadele sona ermiş değil fakat İmamoğlu, geçen hafta The Guardian’a verdiği mülakat sırasında belediyedeki yeni ofisine yerleşirken sakin gözüküyordu. İmamoğlu’nun kapsayıcı ve uzlaştırıcı söylemi, seçilmesini sağlayan unsurların başında geliyordu. İmamoğlu, “Çok sayıda AKP seçmeni neden onların partisinden aday olmadığımı sordu. Oylarından ziyade dualarını istediğimde memnun oldular. (…) Halkın bölücü
söylemleri ve ayrımcı politikaları kabul ettiğine inanmıyorum. Dünyada şu anda popülizm üstün durumda ama bu nihayetinde son bulacak. İnsanlara saygılı davranmak her zaman kazanır.” dedi. CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da “Bu sefer seçimler için çok hazırlandık. Kendi yoklamamızı yaptık, oyları saymak için kontrol sistemimiz vardı, sandığa hile karıştırılamayacağından emin olduk.” dedi. İmamoğlu’nun zaferi onu dünya genelinde canlanan sosyal demokrat hareketlerin ön safına yerleştiriyor ama her ne kadar 2023’te cumhurbaşkanlığı için Erdoğan’a karşı aday olabileceği söylense de İmamoğlu kendisini dünya sahnesinde görmediğini belirtti. İmamoğlu ayrıca “Yeniden seçim fikrini aklıma bile getirmiyorum. Kazandığımız açık. AKP, insanların başka türlü düşünmesini istiyor ama bitti. Yola devam etme zamanı.” dedi. (Bethan McKernan, Gökçe Saraçoğlu, İstanbul)
THE GUARDIAN
ABD Petrol Yaptırımlarına İlişkin Muafiyetlere Son Vererek İran’a Karşı Daha Sert Bir Yaklaşım İzlemeye Başladı: ABD artık ülkeleri İran’a tam bir petrol ambargosu uygulamaya yönelik yaptırımlardan muaf tutmayacağını açıkladı. Yönetimi eleştirenlere göre yaptırımların esas sebebi İran’ı nükleer anlaşmadan ayrılma yönünde kışkırtmak. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Suzanne DiMaggio, “Belli ki yönetimin amaçlarından biri bu. Ama İranlılar bunu bilecek kadar deneyimliler ve oyunun bu aşamasında kendi çıkarlarına olmayan bir şeyi yapmayacaklardır.” dedi. ABD’nin İran’ın müşterilerini petrol almamaya ikna edip edemeyeceği de belli değil. Analistler, Hindistan’ın genel seçimlerden sonra ambargoya uyacağını düşünüyor. Çin ve Türkiye hükümetleri ise hangi petrolü alabileceklerinin kendilerine söylenmesi konusunda tepkilerini dile getirdi. İki ülke de ABD ile karmaşık anlaşmazlıklar yaşıyor ve İran petrolü bu anlamda bir pazarlık kozu olabilir. (Reuters-ABD İran Petrolünün İthalatına İlişkin Bütün Muafiyetlere Son Verirken Ham Petrol Fiyatları Fırladı; The Independent-Trump Muafiyetleri Sona Erdirerek İran’ın Bütün Petrol İhracatını Durdurmayı Amaçlıyor)
THE GUARDIAN
Anzaklar Ermeni Soykırımına Tanık Oldu, Bu Mit Yaratma Sürecinde Görmezden Gelinmemeli: Bizlere özel bir ilişkinin olduğu söyleniyor: Avustralya, Yeni Zelanda ve Türkiye arasında kurulan yakın bir ortaklık. Bir açıdan bakıldığında bu tüm dünya için eski düşmanların uzlaşabileceğine ilişkin nadir görülen bir örnek. Ama bu özel ilişki ve Anzak Gününün altında bilgisizlik ve bozuk bir tarih yatıyor. Bu ülkelerin daha erken tarihlere dayanan gerçek kökenleri gizleniyor: yerli halkların yok edilmesi. Avustralya’da Aborjinlerin hayatı tamamen gasp edildi. Yeni Zelanda’da Maorilerin mallarına mülklerine el konuldu. Türkiye’nin kuruluşu ise 1914 ile 1923 yılları arasında aralarında Ermenilerin, Süryanilerin ve Osmanlı Rumlarının bulunduğu etnik ve dini azınlıkların neredeyse tamamının yok edildiği bir mezbahaydı. Anzak savaş tutsakları da soykırıma tanık oldu. Peş peşe göreve gelen Türk hükümetlerinin soykırımı reddettiği belgelenmiş durumda: diplomatik şantaj, lobicilik için harcanan milyonlar, akademik çalışmaların lekelenmesi. Daha geçen hafta Türkiye Dışişleri Bakanlığı, “Tarihimizle gurur
duyuyoruz çünkü tarihimizde hiçbir zaman soykırım olmamıştır. Tarihimizde sömürgecilik de yoktur.” deme cüretini gösterdi. Avustralya ve Yeni Zelanda hükümetleri de bu inkara suç ortaklığı yapıyor. Tarihi bir suçu veya atalarının bu olaya ilişkin yaşadıklarını kabul etmek yerine, özel ilişkiyi tehlikeye atacakları ve kendi ulusal mitlerine zarar verecekleri korkusuyla sessiz kalıyorlar veya doğruları çarpıtıyorlar. Sonuçta başkasının nahoş geçmişini kabul etmek kendi nahoş geçmişini kabul etmek demek. (Gazeteci ve Tarihçi James Robins)
|
ALMAN BASINI
|
FRANKFURTER ALLGEMEINESZEITUNG
Türkiye’de Protestolar: Öfkeli bir kalabalığın, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırması oldukça büyük tepki ve eleştirilere neden oldu. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, olaya ilişkin bir açıklama yaparak, siyasete her geçen gün daha fazla hakim olan “nefret söylemi” tehlikesinin artık nihayet fark edilmesini umduğunu ifade etti. Pazartesi günü ise Türkiye’de 80’den fazla kentte, on binlerce kişi saldırıyı protesto eden gösteriler düzenlediler. Gösterilerde, geçtiğimiz yaz CHP’li temsilcilerin şehit cenazelerine alınmaması talimatını veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifaya çağrıldı. Soylu, pazartesi günü yaptığı bir açıklamada, Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıyı kabul edilemez olarak niteledi. (…) AKP Genel Başkanı ve Türkiye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim kampanyası döneminde Kılıçdaroğlu’nu “terörist” olarak tanımlamış ve tutuklanmayı hesaba katması gerektiğini ifade etmişti. Öte yandan Gül ile birlikte eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu da AKP hükümetini eleştirdi. Davutoğlu eleştirisinde, kibirli bir siyaset anlayışı ile ekonomik krizin, partiye olan desteğin azalmasının ana nedenleri olduğunu vurguladı. (Rainer Hermann)
DER TAGESSPIEGEL
Muhalefet Liderine Yönelik Linç Girişimin Ardından Yaşanan Dehşet: Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir linç girişiminden son anda ve güç bela kurtulabildi. Muhalefet kanadı yaşanan olayın, Erdoğan’ın saldırgan ve nefret dolu söyleminin bir neticesi olduğu görüşünde. Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’ta yaşadığı linç girişimi o denli ciddiydi ki, olaylar sırasında saldırgan kalabalıktan, Kılıçdaroğlu’nun zor bela sığındığı ev önünde “yakın bu evi” nidaları dahi duyuldu. Normalde her türlü barışçıl ve zararsız gösteride kalabalığa karşı anında harekete geçen Türk polisi, Çubuk’ta yaşanan olaylara ise sadece seyirci kaldı. Erdoğan linç girişiminin ardından sessiz kalıp ancak ertesi günü tepki gösterirken, “istenmeyen bir olaydan” bahsetti ve “şiddeti asla tasvip edemeyiz” açıklamasında bulundu. Erdoğan’ın aşırı milliyetçi müttefiki Devlet Bahçeli ise yaşanan saldırının sorumlusu olarak Kılıçdaroğlu’nu suçladı. Yine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, -hükümetin PKK’nın siyasi kolu olarak kabul ettiği- Kürt partisi HDP ile yakınlık kurduğu iddialarıyla CHP’yi itham etti. (…) Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri de Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı sonrası Twitter üzerinden, “Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’na karşı çok çirkin linç girişimi. İktidardaki siyasetçilerin nefret söylemlerinden ilham aldılar büyük
ihtimalle. Bu radikal kutuplaşma son bulmalı. Türkiye bundan çok daha iyisidir.” açıklamasında bulundu. (Susanne Güsten) (DPA, Spiegel Online, Süddeutsche Zeitung, Frankfurter Allgemeine Zeitung, Die Welt, Die Tageszeitung, Die Zeit, Handelsblatt, Stuttgarter Zeitung, Rheinische Post, Junge Welt, Deutschlandradio, Focus, Berliner Zeitung, Neues Deutschland, Stern, Der Westen, WDR, NDR, ARD, ZDF, SWR, n-tv, Neue Zürcher Zeitung-Blick-Tages Anzeiger-SRF (İsviçre), Die Presse, ORF, Kurier, Der Standard-Wiener Zeitung (Avusturya))
SÜDDEUTSCHE ZEITUNG
Ayaktakımından Kaçış: Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun öfkeli bir kalabalığın saldırısına uğraması hükümet kanadında dahi büyük şok etkisi yarattı. Pazar günü katıldığı bir şehit cenazesi sırasında CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu linç etmeye hazır, “yakın bu evi” diye bağıran bir güruh, makam arabasına atılan taşlar ve bölgeyi panzer ile terk etmek zorunda kalan Kılıçdaroğlu. İşte tüm bunlar bir anda Türkiye’nin siyasi gündeminin zirvesine oturdu. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Twitter'da yaptığı paylaşımında, Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırının failinin AKP üyesi olduğunu, failin kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edildiğini belirtti. Bu arada yaşanan saldırıya, aralarında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da bulunduğu çok sayıdaki hükümet üyesi de tepki gösterdi. Olaya dair tepkisini pazartesi günü ortaya koyan Başkan Recep Tayyip Erdoğan ise yaşanan olaya üzüldüğünü belirtirken, “şiddeti asla tasvip edemeyiz” dedi. Saldırıya tepkisiz kalan ve aksine açıklama yapan tek siyasi ise aşırı milliyetçi MHP’nin lideri Devlet Bahçeli oldu. Bahçeli, “O adama yumruk attıracak kadar ne yaptın sen Kemal Kılıçdaroğlu?” açıklamasında bulundu. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın saldırı sonrası saldırganlara, “Değerli arkadaşlar, mesajlarınızı verdiniz.” diye seslenmesi de tepkilere neden oldu. (Christiane Schlötzer-İstanbul)
SÜDDEUTSCHE ZEITUNG
İçi Boş Çağrı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerin ardından iç barış çağrısında bulundu. Ancak Erdoğan’ın partili temsilcileri, hükümet üyeleri ve müttefikleri muhalefete saldırmayı sürdürüyor. YSK’nın, Erdoğan’ın AKP’sinin baskısından kurtularak, partinin İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi yönündeki talebini koşulsuz olarak reddetmesi gerekiyor. Erdoğan hafta sonunda dile getirdiği bir isteği ile Türkleri şaşırttı: “Dönem kızgın demiri soğutma dönemidir.” Bu çağrısıyla toplumsal uzlaşı isteyen Erdoğan’ın açıklamasından hemen bir gün sonra ise Ankara’da ayaktakımından oluşan bir grup CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na linç girişiminde bulundu. Saldırganlardan biri tespit edilip gözaltına alınırken, şahsın AKP üyesi olduğu ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’si, aylar boyunca her fırsatta ve her ortamda muhalefete terör ithamları yöneltti ve toplumu bu şekilde ayrıştırdı, kutuplaştırdı. Erdoğan şimdi tüm bunları unutturma niyetinde ancak son linç girişiminde de görüldüğü üzere bu zehir artık topluma nüfuz etmiş vaziyette. Korku ve güvensizlik topluma hakim olmuş vaziyetteyken kaba güç yanlısı milliyetçi gruplar da her türlü hakkı kendilerine ait görüyorlar. Öte yandan Erdoğan’ın toplumsal barış ve uzlaşı çağrısı, Türkiye Başkanı, elini İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’ndan esirgediği müddetçe nafiledir. (Christiane Schlötzer-İstanbul)
DER STANDARD
CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na Saldırı Sonrası Tepkiler: Türkiye’de devlet ve ordunun onur ve gururu söz konusu olduğunda, hükümet ile muhalefet arasında asla bir fark ve ayrım söz konusu olmaz. Erdoğan’ın AKP’si ile CHP, şehit cenazeleri ve de PKK ile mücadelede de tam bir görüş birliği ve ortak duruş içerisindeler. Ancak böylesi bir durum geçerliyken Kılıçdaroğlu’nun hafta sonunda Ankara’da bir şehit cenazesi sırasında öfkeli bir güruhun saldırısına uğraması ülkede büyük dehşet uyandırmış vaziyette. Olayların çıkış nedeni olarak ülkedeki, başta yerel seçim ikliminin gerginliği ve seçim öncesi özellikle iktidar kanadının yarattığı “terörist muhalefet” ithamları gösteriliyor. Yine şehit cenazelerine CHP’li temsilcilerin alınmaması talimatı veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da olayların bu noktaya gelmesinde sorumluluğu olanlardan biri olarak işaret ediliyor. (Avusturya)(Philipp Mattheis-İstanbul)
SPIEGEL ONLINE
Hiso: Türk Birliklerini Bataklığın İçine Çekeceğiz: Türkiye, Suriye’deki Afrin kantonunu bir yılı aşkın bir süredir işgal altında tutuyor. Bölgedeki Kürt yerleşimcilerin büyük bir çoğunluğu kantondan kaçmış vaziyette. Ancak burada yaşayan Kürtlerin, bir gün evlerine dönüş rüyası bitmiş değil. (…) Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Afrin için -zorla- demografik bir yapı değişikliği ile bölgeye, Ankara’ya sadık Arap ve Türkmen yerleşimi planlıyor. (…) Uydu görüntülerinden de anlaşıldığı üzere bölgedeki Alevi ve Yezidi -mezarlık, tarihi anıtlar vb.- izleri hızla tahrip edilmek suretiyle silinmeye çalışılıyor. Afrin kent merkezi Türk izleriyle de doldurulmaya çalışılıyor. Bölgeden 2018’de kaçan PYD’nin Eş Başkanı Ayşe Hiso ise yaşanan süreci değerlendirirken, “Türk birliklerini bataklığın içine çekeceğiz. Onlar bize yönelik saldırılarını artırdıkça bizim de direncimiz artacaktır. Bu işgal durumu, Erdoğan aslında burayı her ne kadar kendine daimi olarak bağlamayı düşünse de, bir gün elbette bitecektir. ” diyor. Hiso ayrıca daha önce Afrin’de var olan Kürt özerk yönetimine dair yapı ve unsurları mümkün olduğunca korumaya çalıştıklarını ve bir gün yeniden Afrin’de tesis edeceklerini ifade ediyor. (Christoph Sydow)
DPA
Türkiye, ABD’nin İran’a Yönelik Petrol Yaptırımı Konusundaki Kararını Eleştirdi: Türkiye, ABD’nin, İran’a yönelik petrol yaptırımlarında muafiyetlerin kaldırılmasına ilişkin kararını eleştirdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, pazartesi günü Twitter üzerinden yayımladığı bir mesajda, ABD’nin alacağı kararın bölgesel huzur ve istikrara yaramayacağını ve İran halkına zarar vereceğini ifade etti. Çavuşoğlu mesajında bu anlamda, “Türkiye tek taraflı yaptırımları ve komşularıyla ilişkilerindeki dayatmaları reddediyor.” vurgusunu yaptı. ABD, kasım ayında İran'a yönelik şimdiye kadarki en sert yaptırımları uygulamaya koymuştu fakat Türkiye ve diğer yedi ülkenin altı aylık bir süre boyunca yaptırıma uğramadan İran petrolünü ithal etmesine izin verilmişti. Beyaz Saray'dan edinilen bilgilere göre mayıs ayı başında bu muafiyet kaldırılacak.
polishaberleri.org



YORUMLAR