Zerzavat Da Nedir?
Cuma Polat

Cuma Polat

Cuma Polat

Zerzavat Da Nedir?

16 Şubat 2022 - 23:12

        İşi ehline vereceksin, der eskiler. Biz de işi ehline verelim ve TDK sözlüğe soralım bakalım neymiş zerzevat? TDK sözlük der ki: “1. Sebze, 2. Küçük önemsiz nesneler”

Şimdi içinizden “Bu mudur şimdi anlatacağın şey?” diyenler çıkacaktır muhakkak. Bu mevzuyu önemsiz görebilirsiniz ammavelakin kazın ayağı öyle değil. Sorarım size son zamanlarda poşet  poşet sebze, meyve götürbilen bir babayiğit var mı içinizde? Salatalığın kilosu olmuş 20 TL. Salatalık bu yahu. Bildiğimiz hıyar afedersiniz. O bile lükse girdi. Yakında ondan da ÖTV alınırsa şaşırmayacağız. Millet unuttu zerzevatı. Unutmayıp da ne yapsın? Kedinin ciğere baktığı gibi bakıyoruz ancak tezgahlara.

“E peki ne oldu da bu aşamaya geldik?” diye soranları alkışlıyorum. Sorun arkadaşım. Sorun ki bilin neyin ne olduğunu. Sorun ki gerçeği görün ve ona göre tedbirinizi alın.

Bugün sosyal medyada gördüğüm  eski bir gazete kupürü, bana bu yazıyı yazdırdı. 1935 yılı nüfus sayımına göre Gaziantep ve ilçlerinin ve köylerinin toplam nufusunu gösteren bir yazıydı. Gaziantep il merkezi nüfusu toplam 50.892, Gaziantep’e bağlı köylerin nüfusu 76.590. Bu sayı ilçelerde daha da açılıyor. Fazla uzatmadan konuya açıklık getireyim. Gaziantep’in en büyük taşra ilçesi Nizip’te durum şu şekilde: Nizip merkez 7.583, Nizip’e bağlı köyler 32.513.

Görüldüğü üzere nüfusun büyük bir kısmı köylerde yaşıyormuş. Köyde yaşayan vatandaş ne yapacak? Haliyle tarım ve hayvancılık. Sebzenin, meyvenin bol olduğu, Etin daha ucuz olduğu zamanlardan bahsediyoruz... E peki ne oldu da bu insanlar köylerini bırakıp şehre gittiler?

Köy okullarına öğretmen gönderemedik ve sonra da kapattık. Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin başlamasından bu yana yaklaşık 20 bin köy okulunun kapısına kilit vuruldu ve kaderine terk edildi. Köydeki sağlık ocakları, doktorsuz ve hemşiresiz kaldı, onun da kapısına kilit vurduk. Milletin efendisi olan köylüler de ne yapsınlar, daha iyi yaşayabilmek eğitim ve sağlık imkanlarından faydalanabilmek için köylerini terk edip şehrin keşmekeşinde kaybolup gittiler.

Peki köylere ne oldu? Köylerde artık bir avuç yaşlı insandan başka kimseler yok. Kuş cıvıltılarıyla birlikte çocuk sesleri çekileli çok olmuş. Artık akbabalar dolaşıyor pek çoğunun tepesinde. İşin tuhafı artık köylü, kızını köye vermez oldu. Şehirden ev tutulmazsa kızlar istemiyor çünkü. Köylü köyünde durmazsa, köydeki yaşam şartları iyileştirilmezse hepimiz şehirde aç kalırız. Tabi ki bu tek sorun değil. Köylü, 15 küsur liradan mazot alıp çuvalına bilmem kaç lira verdiğin gübreyle ekim yapmaya çalışılırsa biz daha çok rezil oluruz. Çifçinin, hayvancının bir an önce desteklenmesi lazım. Daha da önemlisi desteğin doğru ellerin eline geçmesi lazım. Desteklemeyi alıp da hiçbir şey ekmeyen büyük toprak sahiplerine değil de gerçekten tek geçim kaynağı toprak olan hakiki çiftçilerin desteklenmesi lazım.

Bir zamanlar utandığımız, kendimizi sanayi ülkesi yapmak için yırtındığımız yılların aksine eskiye dönmemiz lazım. Tarım ve hayvancılık konusunda kendi kendine yetebilen bir ülke iken şu anda dışa bağımlı olmamızın mantıklı hiçbir açıklaması yok. Çiftçinin, hayvancının yüzünü güldüremediğimiz her gün şehirlerde bizler pahalılıktan ağlamaya devam edeceğiz.

Sahi neydi zerzevat?

Bu yazı 874 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum